Aşkı kaybetmekten korkmalı mıyız, yoksa korkarsak baştan mı kaybederiz? Benim nazarımda bu toprakların en iyi aşk filmi 1966’da çekildi. Günümüzde “Ben senin resmine aşığım.” repliği ile bilinen bu film, baştan sona çarpıcı bir şekilde aşkın doğasını sorgular. Metin Erksan’ın yönetmenliğini yaptığı Sevmek Zamanı, sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda insanın aşk algısını derinlemesine inceleyen bir başyapıttır.

Film, aşkın doğasını bir resim metaforuyla sorguluyor. Aşık olduğumuz kişinin aslında zihnimizdeki aşkın bir yansıması olup olmadığını sorgulayan bu yapım, bu yansıtmayı bir resim ile sembolize ediyor.

Peki, gerçekten karşımızdaki kişiye mi aşığız, yoksa zihnimizdeki ideal aşkı mı ona yansıtıyoruz?Gerçek aşk, karşımızdakini olduğu gibi kabul etmek midir, yoksa zihnimizde oluşturduğumuz aşk imgesine sadık kalmak mı? Bu soruların cevabı, filmin anlatısında adım adım işleniyor.

Başlarda ana karakterimiz Halil, Meral’e karşı beslediği hislerin yalnızca bir zihinsel yansıma olduğunu düşünüyor. Onu sevdiğini kabul etse de, bu sevginin gerçekte var olup olmadığını sorguluyor. Eğer Meral ile gerçek anlamda yüzleşirse, hislerinin yok olacağından ve hayal kırıklığına uğrayacağından korkuyor. Bu yüzden onunla değil, onun zihnindeki yansımasıyla yaşamayı tercih ediyor.

Öyle ki, Meral aşkına karşılık verdiğinde bile, ünlü “Ben senin resmine aşığım.” repliğini söyleyerek onu hayatından uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu sahne, Halil’in aşkı idealize etmesi ile Meral’in aşkı gerçekliğiyle kabul etmesi arasındaki çatışmayı en net şekilde gözler önüne seriyor.

Film, Meral’in aşk anlayışını ise tam zıttı bir perspektiften ele alıyor. Meral, Halil’in aksine aşkı cesaret gerektiren bir şey olarak görüyor. “Aşık olduğun resim benim resmim.” diyerek hem kendi duygularını açıkça ifade ediyor hem de Halil’den bu duyguyu olduğu gibi kabul etmesini bekliyor. Halil’in kaçmaya çalıştığı aşk, Meral için korkusuzca sahiplenilmesi gereken bir duygu.

Bu açıdan bakıldığında film, aşkı iki farklı yönüyle ele alıyor: Biri idealize edilmiş, saf ama korkak; diğeri ise gerçek, güçlü ve cesur.

Aşkı; sevgi, korku, acı ve teslimiyet gibi en derin duygularla işleyen Sevmek Zamanı, sadece romantik bir hikâye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda insanın aşkı nasıl algıladığını ve bundan nasıl kaçtığını da sorguluyor. Filmin siyah-beyaz estetiği, mekân kullanımı ve içsel çatışmaları yansıtan diyalogları, onu yalnızca bir aşk filmi değil, aynı zamanda bir sinema klasiği hâline getiriyor.

Sizce aşkın hangi hali daha değerlidir? Kaybetme korkusuyla dokunulmayan saf bir sevgi mi aşkı kıymetli yapar yoksa bu denli kıymetli bir aşka cesurca sahip çıkmak mı gerekir? Bu filmde hem korkak ama naif duygularla sevenler, hem de tüm acıları göze alarak aşkına yüreklilikle sahip çıkanlar kendini bulacaktır.

0 YorumlarYorumları Kapat

Yorum bırakın