
Çocukluğumun oyunlarından biri, önceki yazımda bahsettiğim Starsky & Hutch olsa da başlarda zorlandığım Total Immersion Racing, ustalaştıkça bana daha çok keyif vermeye başlamıştı. İki oyun da Nesquik’in hediyesiydi. Dolayısıyla ikisinin de çocukluğumdaki yeri büyüktü ve Total Immersion Racing gibi bir başyapıttan da detaylıca bahsetmem gerekir.

Bu tarz yarış oyunlarında tonlarca ayar vardır. Bazı asistan ayarları kapalıyken direksiyon seti olmadan oynamak neredeyse imkânsızdır. Ayrıca, kolay yarış oyunlarının aksine, nerede fren yapacağınızı, nerede gaza basacağınızı ve aracı nasıl kaydırmadan süreceğinizi çok iyi bilmeniz gerekir. Aksi takdirde pist dışına çıkıp rakiplerinizin gerisinde kalıyordunuz. Diğer oyunlarda sürüş daha kolay olabilir ve çarparak da hız kesmeden devam edebilirsiniz. Ancak Total Immersion Racing gibi simülasyon oyunlarında saliseler bile kıymetlidir. Çakıla biraz taşsanız bile hızınız büyük ölçüde düşer ve çok vakit kaybedersiniz.
Henüz çok küçük bir çocuktum ve bu oyunu başlarda hiç sevememiştim. Need for Speed serisi gibi oyunlar genelde sokak yarışları olduğu için oynanışı oldukça kolay oluyordu. O dönem oynadığım Starsky & Hutch da aynı şekilde basitti. GTA serisinde ise araba sürmek dünyanın en kolay işiydi. Ancak Total Immersion Racing, benim için ilk ciddi yarış oyunu deneyimiydi.

Oyun, yaşıma ve deneyimime göre sanırım fazla ustalık istiyordu ve bu yüzden pek ısınamamıştım. Ancak bir süre sonra oyunda ustalaşmak benim için bir dönüm noktası oldu. Oyunu öğrendikçe daha çok keyif almaya başladım ve bu, beni diğer daha kolay yarış oyunlarında da geliştirdi.

Öyle ki ilkokuldayken sınıfta farklı yarış oyunları oynayan ve başlarda başka sınıftan yeni geldiğim için beni biraz dışlayan arkadaşlarım sonunda bana da bir bilgisayar dersinde yarışma şansı verdiğinde öyle performanslar sergilemiştim ki arkadaşlarım oynamaktansa beni izlemeyi daha keyifli bulmaya başlamışlardı. Bu gelişimi de tamamen Total Immersion Racing gibi ciddi bir yarış simülasyonu oynamış olmama borçluydum.

Total Immersion Racing, daha girişinden itibaren sizi içine çeken bir başyapıttı. İntro’daki tempolu müziği, yarışlardan görüntüler ve sonunda dalgalanan damalı bayrak, heyecanlı bir giriş sunuyor ve içinizdeki yarışçı ruhunu uyandırıyordu.

Oyunda üç farklı seriden birçok araba vardı. Silverstone’dan Monza’ya birçok ünlü pist seçeneği de bulunuyordu. Farklı uzunluk ve zorluk seviyelerine sahip pistler, oyuna çeşitlilik katıyor ve her pistte ayrı bir rekor deneme şansı sunuyordu. Kişisel olarak yavaş virajlardan nefret ettiğimi söyleyebilirim. Dolayısıyla Monza, şikanları sebebiyle başlarda en zorlandığım pistti. Ancak o kadar çok deneyimleyip üstüne gittim ki sonunda favori pistlerimden biri haline geldi.
Oyunda dilersek tek bir yarışa veya antrenmana doğrudan girebiliyor ya da kariyer modunda adım adım ilerleyerek yıldızlaşabiliyorduk. Kariyer modunda üç farklı zorluk seçeneği vardı ve oyundaki deneyiminize göre seçim yapabiliyordunuz. Zorluk seviyesi arttıkça rakipleriniz hem daha iyi turlar atıyor hem de daha sert savunma ve ataklar yapıyordu. Öyle ki bazı mücadeleler temaslı bile olabiliyordu.
Oyunun başında sadece iki araç açıktı, ancak ilerledikçe 10’dan fazla araç ve birçok pist açılıyordu. Oyunda ustalaştıkça, piste ve aracınıza alıştıkça yeni deneyimler sunuluyordu.
Araçların her birinin detaylı ayarları vardı. Lastik basıncından kanat yüksekliklerine, vites dişlilerinin boyutundan süspansiyon sertliğine kadar pek çok şeyi değiştirebiliyorduk. Bu tür detaylı ayarlar, her piste uygun özel ayarlar yapmamıza olanak tanıyordu. Mekanik ayarları kendimizin yapma imkânı olması, bu mükemmel simülasyon oyununu gerçek bir yarışçı gibi hissetmemi sağlıyordu.

Detaylı araç tasarımları, gerçekçi pist modelleri ve dönemin ötesinde grafik kalitesiyle adeta yarış atmosferini odama taşıyordu. Bugün hâlâ o yılları düşündüğümde, Total Immersion Racing’in bana sadece yarışmayı değil, aynı zamanda sabırla ustalaşmanın verdiği tatmini de öğrettiğini hatırlıyorum. Her virajda, her düzlükte aldığım derslerden sonra uyanan yarışçı ruhum şimdi bile tutkuyla yaşıyor.
Oyun