Selam dostlar! Bugün direksiyonu uçsuz bucaksız çöllere, V8 motorların gürlemesine ve benzinin kandan daha değerli olduğu o vahşi dünyaya, yani Mad Max’in evrenine kırıyoruz.
Avalanche Studios bu oyunu ilk duyurduğunda heyecanımız tavan yapmıştı. Bir yanda Fury Road filmi ortalığı kasıp kavuruyor, diğer yanda “Acaba oyun da o atmosferi verir mi?” diye içimiz içimizi yiyordu. Peki, bu çorak topraklarda hayatta kalmaya değer mi yoksa karşımızda sadece toz ve duman mı var? Gelin, vites arttıralım ve incelemeye dalalım!
Arabasız Bir Yol Savaşçısı mı Olur?
Oyunumuz, Max’in tıpkı filmdeki gibi her şeyini (evet, o efsanevi arabası dahil!) kaptırmasıyla başlıyor. Ölümsüz Joe’nun oğlu Scabrous Scrotus, Max’i don gömlek çölün ortasında bırakıyor. Ama merak etmeyin, yalnız değiliz!
Kısa süre sonra karşımıza çıkan yarı çatlak, dahi mekanik Chumbucket ile tanışıyoruz. Chumbucket bize adeta bir kurtarıcı gibi bakıyor ve “Aziz” olduğumuzu iddia ediyor. Amacımız belli: Sıfırdan bir ölüm makinesi inşa etmek! İşte karşımızda: Magnum Opus.
Magnum Opus: Sizin Kendi “Başyapıtınız”
Oyunun kalbi kesinlikle araba modifiyesi. Başta paslı bir teneke yığını olan aracımızı;
- Zırhlar ve dikenler ekleyerek,
- V8 motorlarla coşturarak,
- Zıpkın ve alev makineleriyle donatarak tam bir yıkım makinesine çeviriyoruz.
Yumruk Yumruğa ve Teker Tekere Aksiyon

Oyunun dövüş sistemi tanıdık gelebilir: Batman: Arkham serisinin o akıcı mekanikleri burada da var. Ama bir farkla; Max bir süper kahraman değil, o yüzden vuruşlar daha ağır, daha hantal ve çok daha vahşi. Hele o “Öfke (Fury)” modu açıldı mı, Max tam bir canavara dönüşüyor.
Hayatta Kalma İpuçları:
- Yemek Menüsü: Köpek maması mı dersiniz, bir avuç canlı solucan mı? Enerji toplamak için midesiz olmanız şart!
- Su Hayattır: Çölde mataranızdaki su, en yakın dostunuzdan daha değerli.
Asıl Eğlence Direksiyon Başında!
Yaya olarak dövüşmek fena değil ama araç savaşları bambaşka bir seviye. Düşman araçlarına yandan dalmak, zıpkınla sürücüyü camdan söküp almak veya bir konvoyun ortasına dalıp ortalığı havai fişek şölenine çevirmek oyunun en güçlü yanı.
Görsel Bir Şölen: Çöl Hiç Bu Kadar Güzel Görünmemişti
Oyunun dünyası gerçekten muazzam. Alabildiğine kum tepeleri, kurumuş okyanus yatakları, paslanmış gemi enkazları… Işıklandırmalar ve o devasa kum fırtınaları sizi içine çekiyor. Fırtına koptuğunda kaçacak yer ararken yaşadığınız o gerilim paha biçilemez! (Küçük bir tüyo: Fırtınada uçuşan kutuları yakalayabilirseniz içinden bolca hurda çıkıyor, risk sevenlere duyurulur!)

Gelelim Fasulyenin Faydalarına: “Hurda” Döngüsü
Oyunun en büyük sıkıntısı ne derseniz; tek kelimeyle TEKRAR.
- Üs bas -> Hurda topla.
- Konvoy patlat -> Hurda topla.
- Kule yık -> Hurda topla.
Her şey ama her şey o metalik hurdalara bağlanmış durumda. Bir yerden sonra “Yine mi kamp basacağım?” demeye başlıyorsunuz. Boss savaşlarının birbirine çok benzemesi ve Max’in zıplama/tırmanma konusundaki “odunluğu” da bazen can sıkabiliyor.
Son Karar: Oynamaya Değer mi?
Mad Max, açık dünya oyunlarında devrim yaratmıyor belki ama atmosferi ve araç savaşlarıyla kesinlikle şans verilmesi gereken bir yapım.
Artıları:
- Efsanevi araç modifiyesi ve savaşları.
- Görsel olarak büyüleyici bir atmosfer.
- Vahşi ve tatmin edici dövüş sistemi.
Eksileri:
- Kendini çok çabuk tekrarlayan görev yapısı.
- Hantal karakter animasyonları.
- Boss çeşitliliğinin azlığı.
Eğer “Ben atmosferin hastasıyım, motor sesi duymadan duramam” diyorsanız, bu çorak topraklarda 10-15 saatlik çok keyifli bir macera sizi bekliyor. Depoyu doldurun, zıpkınları hazırlayın; yol bizi bekler!
Senin Magnum Opus’un ne durumda? Yorumlarda buluşalım!
Okuduğun için teşekkürler! Diğer incelemeler ve oyun dünyasından haberler için sitemizi takipte kalmayı unutma.
Oyun